Erdoğan Bayraktar, “İnşaat sektörü bizim petrolümüzdür”

Türkiye’nin inşaat alanındaki gelişimlerinin neler olduğunu, bu alanda nasıl bir çalışma yürütüleceğini ve inşaat sektörünün ülke ekonomimizdeki, yeri ve öneminin konuşulduğu İnşaat Teknolojileri ve Mühendislik Zirvesi’nin açılış konuşması gerçekleştiren Çevre ve Şehircilik Eski Bakanı Dr. Erdoğan Bayraktar, “İnşaat sektörü bizim petrolümüzdür. İnşaat malzemesi satarak gelişmekte olan ülkelerde oyun kurucu olmalıyız” dedi.

Türk Mühendisliği ve Türk inşaat sektörünün dünyadaki hak ettiği yeri alması için nasıl bir yol haritasının çizilmesi gerektiğinin ele alındığı “İnşaat Teknolojileri ve Mühendislik Zirvesi” İstanbul Aydın Üniversitesi, Mühendisler Vakfı, Vatan Eğitim ve Teknoloji Vakfı işbirliğiyle düzenlendi. Özel sektör ve akademik çevreden 200’ü aşkın kişinin katıldığı zirvede inşaat teknolojileri ile ilgili en çağdaş bilgiler, fütüristik teknolojiler, inovatif çalışmalar, teori ve uygulama alanındaki son yenilikler ele alındı. Mühendislik alanındaki son teknolojiler doğrultusunda üniversite ile özel sektör işbirliğinin arttırılmasına yönelik çözüm önerilerinin sunulduğu zirvenin açılış konuşmalarını Vatan Eğitim ve Teknoloji Vakfı adına Dr. Erdoğan Bayraktar, İstanbul Aydın Üniversitesi adına Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Mustafa Aydın, Mühendisler Vakfı adına Yönetim Kurulu Başkanı Y. Müh. Yusuf Erkoç yaptı.

“İnşaat sektörü bizim petrolümüzdür”

Şehir nüfusumuzun yüzde 70’e çıktığını kaydeden Çevre ve Şehircilik Eski Bakanı Dr. Erdoğan Bayraktar, zirvede yapmış olduğu konuşmasında deprem ülkesi olduğumuzu hatırlatarak, kentsel dönüşümün Türkiye’yi ve şehirleri kurtaracak bir proje olduğunu söyledi. Bayraktar, dünyada inşaat sektörü alanında iş almada 1’inci sırada, ancak gelir elde etme açısından 10. sırada olduğumuzu ifade ederek, “İnşaat malzemesi satarak gelişmekte olan ülkelerde oyun kurucu olmalıyız. İnşaat sektörü bizim petrolümüzdür. Güçlü olamazsak hakkımızı değil almak, arayamayız bile” dedi. Bayraktar konuşmasının devamında şunları kaydetti:

“Dünya ve teknoloji gelişiyor. Ülke olarak bizlerinde bu duruma ayak uydurmamız gerekiyor. İlerlemeye yönelik bir katkı sağlamak için bu çalışmaları yürütmek istiyoruz. Teknisyenler olarak ülkemizdeki öncü sektör olan inşaat alanında yapmamız gerekenleri planlamalıyız. Bu alanda dünyada çok önemli bir konumdayız. Hammaddesi bizlere ait olan inşaat malzemelerini de bizler üretelim ki bu alanda daha da aktif olabilelim. Şu an bu misyonu Çin üstlenmiş durumda. Türkiye olarak bizler teknolojik, kaliteli ve ucuz malzeme ürütmeliyiz. Ülkemizde bu alanda daha az emek harcayarak iyi verim almak için basit ama önemli unsurlar var. Bunlardan ilki Türkiye’nin kadastrosunun bitirilmesidir. Bir diğeri ise coğrafi bilgi sistemlerinin milimetrik ve parsel tarzda güncellenmesidir. Bu açıdan da haritacılığın geliştirilmesi çok önemlidir. Türkiye’nin neresinde ne olduğunu ve bunları nasıl kullanmamız gerektiğini bilmeliyiz. Veri, bilgi ve çalışkanlığı bir araya getirmeliyiz. Bunun ardından ülkemizde çevre planlarının ve uygulama imar planlarının yaz-boz olmaktan çıkması gerekiyor. Her gün parsel bazında değişiklikle bu iş yürümez. Devletin de bu alanda proje geliştirmesi gerekiyor. Zaten bu alanda önemli çalışmalar da var. Ayrıca yatırım ruhsatlarının alınması konusunda da kolaylık sağlanmalı. Tüm bunlar yapılırken de denetimler arttırılmalıdır. Bugün burada bunun planlamasını yapacağız.”

“6 bin proje ile 200 milyar dolarlık ekonomik girdi”

“Hangi sektör olunursa olunsun çağın ve teknolojinin öngörmüş oluğu yenilikleri içerisine alması lazım” diyen İstanbul Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Mustafa Aydın, aksi takdirde sektörde yapılan hiçbir çalışmaların bir anlam ifade etmeyeceğine değinerek, “İnşaat sektörü ilerliyor. Ülkemizdeki ekonomik parametrelerden en önemlisi inşaat sektörüdür. Uluslararası arenalarda dünyanın en büyük 250 firması sıralamasında 45 Türk firması var. Bu alanda 2017 yılına kadar uluslararası 6 bin projeye imza attık. 200 milyar dolarlık bir ekonomik girdi sağladık. Bütün bunlara bakıldığı zaman inşaat sektörü hem ülkemizce hem de uluslararası arenada çok önemlidir. Ülke ekonomimizde de çok önemli bir yer tutan bu sektörü daha etkin ve aktif hale getirebilmemiz için teknoloji ile buluşturmamız gerekiyor” ifadelerinde bulundu.

“Sanayi, kamu ve sektör işbirliğinde üniversiteler olmalı”

Sanayi, kamu ve sektör işbirliğinde eğitim veren üniversiteler ile birlikte sektöre ayak uydurabilecek insan kaynağının yetiştirilmesi gerektiğini de vurgulayan Dr. Mustafa Aydın, ”Çağın gelişimi ve nüfus artışı ile beraber insanın yaşamı da değişiyor. Kalite de buna paralel olarak artıyor. İnsanlar daha teknolojik, daha modern ve kaliteli yaşamak istiyor. Bu durum doğal olarak insanların zamanın büyük bir bölümünü harcadığı binalara da yansıyor. Bina bizim hayatımızın olmazsa olmazıdır. Dolayısıyla hayatımızın olmazsa olmazı binaları da muhakkak ki insanların talebine göre oluşturmamız gerekiyor. Bu açıdan bakıldığında enerji verimliliği önemlilik arz ediyor. Çevreyle uyumlu, atıklara duyarlı binaların engelli olan ve engelli olmayan insanların rahatlıkla kullanabileceği ve hayatını idame edebileceği bir hale dönüştürülmesi lazım. İnsanlar daha az para vererek enerji kullanmak, su tüketmek ve ısınmak istiyor. Bütün bunlar da teknolojinin aktif ve etkin kullanılması ile mümkün olabiliyor. Bununla paralel olarak da çevresel, kentsel faktörler ve kent dönüşüm sistemleri var. Yani yapılacak olan binalar; insanların, çevrenin, şehirlerin ve çağın arz ve taleplerine uyumlu halde olmalıdır. Bunu sağlayabilmek için de üniversitelerin inşaat sektörüne ve diğer sektörlere hazırlayacağı insan kaynaklarının bu sektörlere ayak uydurabilecek donanımda olmaları lazım. Onları bu şeklide yetiştirmemiz lazım. Bu yetiştirmenin de en önemli konusu üniversitelerin; sanayi, kamu ve sektör işbirliklerini daha etkin ve aktif kullanmaları lazım. Yani ezbere dayalı bir eğitim siteminden pratiğe dönük eğitim sistemini üniversitelerimizde hâkim kılmamız lazım” diyerek sözlerini sonlandırdı.